MARAŞ MÜDAFAASI VE KAHRAMAN KADINLARIMIZ

senem_ayseMaraş'ın 22 Şubat 1919'da İngilizler tarafından işgali, onların aynı sene sonbaharında yerlerini Fransızlara bırakmaları üzerine, Ekim ayının son on günü içinde Fransızların, Ermenilerle birlikte Maraş'ı işgali Anadolu'da tam bir milli birlik ve dayanışma örneğinin yaratılmasına sebep olmuş, bu emsalsiz mücadelede kadın-erkek, genç ihtiyar güç ve kader birliği yapmış, her tehlikeye göğüs germişlerdir. Maraş müdafaasına katılan ve Fransızların Sehri terk ederek Antep istikametine çekilmesini sağlayan kahraman kadınlarımızdan bir kaçı pek meşhurdur. Bunlardan birisi Maraş'ın Kayabaşı (veya: Kabaili) Mahallesinde oturan Bitlis Defterdarı'nın haremi (eşi) olarak bilinen adsız bir Türk anasıdır. Şehirde İslâmların masum kanlarının boşuna akıtılmasına ve bir çok yuvaların, ocakların yıkılıp sönmesine tahammül edemeyerek evinde açtığı mazgaldan İslam mahallelerine saldıran din düşmanlarına ateş açarak sekiz düşman askerini öldüren, aynı günün akşamı da erkek elbisesi giyerek silaha sarılan ve mücahitler adına Mustafa kemal Pasa (Atatürk) tarafından Sivas kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne gönderilen bir telgrafta olay anlatılmaktadır Maraş'ın eşsiz direnişi ve zaferi tarihine araştırmaları ile büyük katkılarda bulunan Sayın Yalçın Özalp da Mustafa Kemal ve Milli Mücadelenin ilk zaferi (s. 180) adlı eserinde aynı olaya ait Maraş Vilayeti Raporunu yayınlamıştır.

Maraş mücadelesine katılan diğer bir kahraman ana da Naciye Nine adlı Türk kadınıdır. Birinci Dünya Harbi başlarında seferberlik ilan edilince kocası Mustafa Efendi harbe gider, kısa bir süre sonra da onun şahadet haberi gelir. Zavallı Naciye, kocasının ölümüne inanamaz, onu bekler, durur Kapı komşusu bir Ermeni kadın da ona yapmadığını, söylemediğini bırakmaz. Nihayet, gördüğü muamelelere dayanamayan kadın, ihtimal dul kalışının da verildiği üzüntü içinde bir teneke gazyağı ile hem kendi evini, hem de komşusu kadının evini yakar, kendiside intikamını böylece alır.

Milli Mücadele yıllarında Osmaniye'li Rahime Hatun, genç yaşında çetecilere katılır, Pozantı cephesinde Fransızlara karşı kahramanca ve cesaretle savaşarak şahadete erer, fakat silah arkadaşları onun öcünü alır, Fransızları bölgeden temizler, teslime mecbur ederler. Maraş'ın, Kahramanmaraş'ın Senem Ayşesi de tıpkı Rahime Hatun gibi, Türk'ün Jean d'Arc 'larından birisidir. Fransa ile İngiltere arasındaki Yüz sene Harpleri sırasında Fransa'yı tamamen istila eden İngilizleri, Jean d'Arc adlı genç bir köylü kızının istilacılara karşı mücadeleye girişmesi neticesinde, onu görüp galeyana gelen Fransızlar, sonraki zaferleri ile Fransa'dan defedip kovmuşlardır. Jean d'Arc ölmüş, fakat onun yaktığı direniş ateşi ülkesini zafere götürmüştür, Bu sebeple de Jean d'Arc adı Türkiye'de bile meşhur olmuş, ders kitaplarına dahi geçmiştir, kendisi için romanlar, tiyatro eserleri yazılmış, filimler çevrilmiştir. Bizim kahramanlarımızın ise, isimleri bazen bir okula verilse bile, kaç kişi bilir, anar?

Senem Ayşe'den Sayın Yalçın Özalp da kısaca bahsetmekle, bir de karakalem resmini yayınlamaktadır. Senem Ayşe, vefatından önce, hayatını ve başından geçenleri torunu, halen Kahramanmaraş'ta Yürükselim Mahallesinde Hastane Caddesinde No.35'te oturan Mehmet Güngör Gençay'a anlatmış; bunlar, Sayın M. Güngör Gençay'dan Selçuk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof . Dr. Cenap Tekinşen'e intikal etmiştir. Sayın Prof. Dr . Cenap Tekinşen de bu satırların yazarına verdiğinden, bu kahraman kadın hakkında daha zengin bilgileri yayınlamak imkan ve fırsatı doğmuştur.

Senem Avşe 1879'da Adıyaman'ın Sıvanlı Nahiyesine bağlı Körtenli Köyünde doğmuştur, babası Haveydi aşiretinden Yusuf'tur. Annesinin adı da Senem'dir. Küçük Senem Ayşe yedi yaşına kadar köyünde oturmuş, 1886'da ailece Maraş'a göçmüşlerdir. Aile, beraberinde Ramazan adlı yeğenini de getirir, bir süre sonrada Ramazan, Senem Ayşe ile evlendirilir. Bu birleşmeden yedi sene sonra bir erkek çocuk dünyaya gelir, adını Ökkeş kovarlar.

Maraş, 22 Şubat 1919'da İngilizler. Ekim 1919'da da Fransızlar tarafından işgal edilir. Fransız kumandanı General Querette 13 Aralık 1919'da şehirde yönetime el koyar. Ulu Cami'nin kapısına bir beyanname astırarak göreve başladığını bildirir, "Osmanlı ülkesindeki kanunlara uyacağız ve hürmet ettireceğiz" vaadinde de bulunur. Fakat, Fransız işgal kuvvetlerinin, yardakçıları Ermenilerin desteğinde yapmadıkları zulüm ve çapulculuk yoktur. Ayrıca General Querette " niçin taşıdığını bile tahkike lüzum görmeksizin üzerinde bir rovelver çıkan bir adam bila sual (sorulmaksızın) kurşuna dizilecektir. Bir kargaşalık zuhurunda telef olacak (ölecek) veya yaralanacak bir Fransıza mukabil yerliden iki adam kurşuna dizilecek, bunlar kura ile intihab edilecek" gibi emirler de yayınlatır. Maraşlılar artık kadın - erkek demeden can, mal, namus ve aile fertlerini koruma davasının peşine düşmüşlerdir. Kendilerinin en büyük destekçisi de Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa'dır. Maraş'ın Kümbet Mahallesinde oturan Senem Ayşe'nin eşi Ramazan da Haveydi aşireti mensuplarını mahallesi ve ailesi efradını toplar. Ermenilere ve Fransızlara karşı çete harbine başlar. Senem Ayşe de bazen evde yemek yapar, bazen de yaralıların tedavisine koşar, onlara şifa vermeye çalışır. Ramazan mücadedelesinin beşinci günü, bir sokak çalışmasında Ermeniler tarafından alnından vurularak şahadet şerbetini içer. Onun çetesi mensuplarından birisi koşarak evine gelir, Senem Ayşe'ye "Bacı Ramazan Ağa şehit oldu" kara haberini verir. Senem Ayşe evde bulunan fişeklikleri kaptığı gibi, kocası Ramazanın başucuna gelir. Ona sarılır, akan kanlarını yüzüne sürer, kocasının mavzerini aldığı gibi, seviniç çığlıkları atan Ermenilere basar kurşunu, sonra çete ile birlikte savaşa devam eder. bir gün cephaneleri tükenir, Haznedarlı semtinde çadır kuran Mustafa Kemal Paşa'nın kumandanı Kılıç Ali Paşanın huzuruna çıkar, ondan silah ve cephane ister, kılıç Ali Paşa "Bacı, sen evine git, biz erkekler savaşırız" mukabelesinde bulunur. Senem Ayşe'nin ısrarı üzerine, kendisine bir bedel gösterirler, kahraman kadın onu tam on ikiden vurur, kılıç Ali Paşa hayretler içinde kalır Bacı'ya gereken her şeyin verilmesi emrini verir, bol cephane ile evine dönen Senem Ayşe. kendi evinin yakınındaki bir Ermeni evinin cephane deposu olarak kullanıldığını fark edince, kendi evine gaz dökerek yakar, cephane deposu olan ev de havaya uçar Mahallesine ve sokağına hakim olan Senem Ayşe Kümbet Mezarlığı'nın batısında bulunan Hemhane Kilisesi'ne girip orada bulunan ve Türklere top ve makineli tüfek ile ateş açan Ermeniler ve Fransız askerlerini imha planı kurar. Yanına üç çete mensubunu alarak mezarlığın en yüksek ve kiliseye hakim yerine çıkarak oradan aşağıya ateş açarlar. Dikkati o tarafa çekilen düşman, kendilerine ateşle karşılık verir. Bu karşılıklı müsademe sırasında, diğer çete efradı gizlice kilisenin bahçesine sızarlar ve uzun zorlu bir çatışmadan sonra kiliseyi zaptederler.

Artık kadın-erkek el- ele veren Kahramanmaraşlılar kendi şehirlerine hakim duruma geçmişlerdir. Neticede bu amansız, sabırlı, vatanperverane mücadele 12 Şubat 1920'de Fransızların mağlubiyeti kabullenerek geriye çekilip gitmeleri ile sonuçlanır. Bir kısım çeteler bu defa Antep müdafaasına koşarlar. Elbette, vatan bir bütündür, ..düşman varsa, herkes bütün gücü ile oraya koşacak, düşmanı geldiğine pişman edecektir. Senem Ayşe, köyüne yolladığı oğlu Ökkeş'i getirtir. Baba ocağı, yanan evini tamir ettirir. Yaptıkları çoktan unutulup gitmiştir. Fakirlik ve yoksulluk içinde ömrünün geri kalan kısmının kah kocakarı ilaçları yaparak, kah kırık çıkık sararak kazandığı paralarla tamamlamaya çalışır. 8 Şubat 1954'te, yani Maraş'ın kurtuluşunun 34. Senesi arifesinde hayata gözlerini yumar.

Yoksulluk çektiği yıllarda bir çok devlet yetkililerine müracaat ettiğinden, yardım istediğinden, fakat hiçbir cavap alamadığından halis edilmektedir. Erzurum'un meşhur Nene Hatun adlı kahraman anasını da ben küçüklüğümde Erzurum sokaklarında kışlık tezek yapmak için sırtında teneke ile dolaşıp, hayvan pisliği topladığını görmüştüm. Bu kahraman kadın da taze bir gelin iken şehrini zapt eden Ruslara karşı silaha sarılmış, Aziziye tabyası denilen istihkam mevkiini kurtarmıştır (1877'de),

Anadolu'nun her yanı şehitlerin kanı ile sulanmıştır. Bunlar arasında erkekler, kadınlar, kocalar, kardeşler, çocuk yaşta olanlar vardır. Hepsi isimsiz kahramanlardır, fakat gönül huzuru ile, kalpleri iman ateşi ve yurt sevgisi ile göçüp gitmişlerdir. Senem Ayşe, Rallime Hatun, Gül Hanım, Nene Hatun gibi niceleri de bazen bir isim bile bırakmadan, ama varını yoğunu bu vatan uğruna verip mutluluğa ermişler.

Savaş çok şiddetli oluyordu. Kimi asker, kimi geri cephede üç dört yaşlarındaki sabi çocuklar Elif be te, düşman yere bata diyerek manevi desteklerini dualarıyla ALLAH’a iletiyorlardı…






 

Maraş Türküsü

Uy Maraş sılaya nice varayım
Açılmaz kapılar çalıp durayım,
Yarimi bulamadım kimden sorayım
Uy Maraş Maraş da bu nasıl Maraş
Kara gözlerinde yaş bağrında ateş.

Maraş'ın gölleri ördektir kazdır,
Yaylası kar kıştır, ovası yazdır
Çemende laledir, içimde közdür
Yücel göklerim yücel, eğil dağ eğil
Benim bildiğim Maraş bu Maraş değil.

Maraş'ın üstünden aştı turnalar
Gönlüme bir ateş düştü turnalar
Ben mi şaştım, yol mu şaştı turnalar?
Bu kara göklerde aylar dolanmaz
Bu yolun ucunda Maraş bulunmaz.

Maraş'ı dolaştım bir uçtan uca,
Kimse sormadı ahvalin nice.
Ne gündüzüm gündüz, ne gecem gece
Toprağı mezardır, suları seldir
Dosttan düşmandır, aşnası eldir.

Maraş'ı görünce yandım yıkıldım
Kan, yaş oldum yüzden, gözden döküldüm.
Od'a düşen bir saç gibi büküldüm
Benim bildiğim Maraş. bu Maraş mıdır?
Maraş mıdır, ataş mıdır, taş mıdır?

ORHAN ŞAİK GÖKYAY